30 Aralık 2010 Perşembe

23 Aralık 2010 Perşembe

Uykusu kaçan elime mum diksin.

Yorgunluğun dibine vurmuşken uyutmayan birşeyler var hala.

İçtiğim zıkkımın dumanı çıksın diye açılmış pencereden çarpan soğuk bile işlememekte.

Annemden otlandığım sigaraların sabah saatlerinde kahvaltı niyetli azarı da değil.

Titremek bir msn eğlencesi değil artık bu bedene ya da geçmişin mutluluklarının artçısı göz yaşlarımdan iki damla düşürdüğümde yanına bir parantezle gülücük yapamazsınız artık.

Siz de acıya HAYIR! deyip yoksayabilenlerden miydiniz?

Yılan gibi kıvrak tatlı dilin çatallığında sarmalandınız mı siz?

Hadi bir oyun oynasak mesela.

Beton şehrin apartmanlarında yankılanan seslerinizle çağırsanız beni

Mum dikseniz elime çocukluğumuzdaki gibi.

Bırakmasam ellerinizi.